Fotoğraf: Umay Umay

15 Şubat 2011 Salı

Hoşgeldin.

Hiç yaşamadığım birşeyi özlemek gibiydi
Ve rüzgar canımı acıtsa da sevdirmiştin kendini.
tam ortasındaydım yaşamanın,
nisan sonuna beş kala
sık sık gittim...

henüz bozdurup harcamışken güzelliğimi
daha çürükleri geçmemişken
bir darbenin kalp kapakçıklarımda...
geldin..
Herşeyim yada hiç birşeyim
ne iyi ettin de geldin...

deniz hiç o kadar güzel gözükmemişti
boğazın suları sana gelişimin heyecanını yaşıyordu sanki..
ve bir başka kıtaya yolculuk ederken anladım
aitliği..
nisandı..
akşamüstü...
yüzüme hiç o kadar güzel yağmur yağmamıştı...

hiç yaşamadığım birşeyi özlemek gibiydi
sarılmak.
o an zamana hükmettim..
istasyonlar geçtim...duraklar tükettim..
aşklar tükettim yoluna
bilerek!
isteyerek!
zamanın içinden biz adına bir an seçtim sonra...
beynimde ölü görüntüler..
düştüm..tuttun elimden..

herşey yada hiçbirşey
ne farkeder!
geldin diyorum
geldin ya...
Hoşgeldin..

El-Fatiha

müsvedde kağıtlara öldürülmüş erkekler yazdım .
yazdığım mektupların üzerine ağladım .
salya sümük , yağmur çamur
sırılsıklam aşk mektupları yazdım sabahın ilk ışıklarında.

son yazım onu ağlatmıştı.
yada -mış gibi yaptı..
üzüldü sandım ..

duydun mu çocuk .
üzüldün sandım .
sen bu kadar yalana nereden bulaştın ?
kanadım , ağladım ..
aydınlıklarından midem bulanır oldu.
kustum ..
seni içimden , seni kalbimden
ve bu gece de
seni parmaklarımdan kusarak attım .

günlerimi gecelerimi yaktım .
Ucu yakılmamış bir sigara gibi gururlu bakışın
söndürülmüş izmarite benzememden ise
yanıldın çocuk.
Gözlerim senin için ağladığımdan pis.
kirliyim sana üzüldüğümden çocuk.
Aşk pazarına nur yağdı eskilere rağbet etmenden senin ..
ben o kanepede..o yatakda..
gözlerimden incileri bırakırken son gece..
o gece senden bir koku hüzmesiyle uyurken .
sen özlediğin eski kokuları
eski sandıkları açtın ...

Bu gece çok sevdiğim küçük bi çocuk öldü.
Çok kötü öldü.
ben üzüldüm .
üzüldüğüme üzüldüm ..
kendimi suçladığıma..
çocukluğuma , ilk gençliğime , kadınlığıma üzüldüm ..
kulaklarım duyduklarına üzüldü...

Şimdi içimde senden doğmayı bekleyen çocukları da öldürdüm .
Şehrimi şehrine bağlayan iki köprü yıkıldı o anda.
Gün bu gündür , duvarlarım da yıkıldı artık .
Hoşçakal , ama bende kalma artık .
Kustum seni şehrimin en pis foseptiğine.
Senden bana bir tek Unut kadı.
Gittim çocuk , hem de güle güle gittim .
Şimdi senden kalan herşeyin.
Ruhuna Fatiha vaktidir.

Küçük

Bilsen,
Bilsen toprakla su bile kıskanıyor gözlerinle gülüşünün yakışmasını
Sesindeki tiz büyüyü…
Çok sesli bir anlatıma sahip aşk..

Bense kendimi astım bulutlara
Dünyayı ayaklarımın altından ittim
Boynumda ilmek ilmek sen.
Boğazıma bir şiir düğümlenmiş,hıçkıramıyorum!
Çıkaramıyorum ağzımdan baklayı,
Sen silmediğim makyajım suratımda
Ellerinde eldivenlerle yüzümü sevmeyi daha ılık buluyor
Ve bundan gocunmuyorken,
Sana aşk diyemiyorum
Adem elmana takılmış aşkı , nefesimle alamıyorum.

Ama bilmiyorsun sen
Parmaklarına en çok benim parmaklarım yakışır mesela
Yada önemli değil bir halka geçirmen baştan 4. parmağıma
Altın parmakların dolansın ellerime..
Anlıyor musun?

Düğümlenmiş şiir ağlıyor kağıtlarda şimdi.
Ve ben gülüşünün ısıtamayacağı kutup görmedim
Ben kutupaltı iklimlerde
Ben tundralarda
Ben çöl iskelelerinde sevdim seni.
Ve şimdi ben
Karlarda boğulurcasına,
Yağmurda yanarcasına
Sözcüklerle muharebelerde…
Sen suskun ve şaşkın..

Hepsi seni anlattığım bir müsvedde hayat parçası
Benim kaderi bozuk içli kız hüzünlerim var
Tutmuyor yaşım kalbinde iki tek atmaya.
Söylesene kaç sende aşkın kimlik yaşı?
Avuçlarımda gözyaşları taşıyorum
Tüysiklet kalbine…

Ve şimdi  kolumda bir mor kelebek senden kalan
Korkunç ve ölümsüz
Kanın sıcaklığında dudaklarımdan düşmüş misal,
Bir iblisin ölmeden önceki son sözüne benziyor.
İlmek ilmek bulutlar,yükseliyoruz..

Sarmasarışık anılarım
Beni sorduğun uçan kuşları da dün azad ettim .
Yaktım sigaramı içtim dertlerimi
Ağlamaya iki kala
Ölmüş çocuklarımız bizim
Ve şimdi benden mendil satan çocuklara yardım etmemi istiyorsun
Ağlatıyorsun!
Yapma….
Tanrım! Yağmur yağdır ölü çocuklarım üstüne..

Bu kadın da kim?
Bana adını sayıklayan yabancı sen misin ?
Erkeğim , erkeğinde ruhu satılmışı olur.
Sen bensizliğe ruhunu sattın;
Hüviyetim tutmadı , kimlik resimlerim tutmadı özlemine
Ben bu aşka biraz yenik biraz yanık biraz minik kaldım
Seni  yazamam artık şiirlere.
Şair kokmuyor artık dudaklarım.

21.yy

bu yüzyılda aşk başkadır.
21. yüzyılda aşk da yoktur zaten.

herşeyimi o kadar çok verdim ki
artık herşeyden vazgeçtim..
seni seviyorum cümlesinin
sadece şarkıların sözü olduğunu anlamam için
yere düşmeme ne kadar kaldığını öğrenmek için
kollarından mı düşmeliydim adam ?

kanatlarım olmasa da meleğin olmak istemiştim..
her çocugun bir meleği,
her kadının bir ölümü olurdu benim hayatımda..
ben hep ölen meleğin olmakla mı yetinmeliydim senin gözlerin dolana kadar
gözlerin doldukça boğuldum ben gözyaşında.
benim hayallerim bedava.
hadi yak ozaman
bu kadar acı çekme
bırak kurtul o zaman..
küçük bi çocuk gibi
tabanların aşınana kadar kaç o zaman..

o zaman anlayacaksın ..
ben bu kadar önemsiz miyim?
avuçların kanayacak .. ellerimi özlemeyecek misin?

tanrım her biriniz o kadar farklısınız ki , farklarınız bile aynı artık..
ve her biriniz başka yerlerde başka zamanlarda
farklı izler bırakacaksınız
bırakın .
başka birşeye yaramaz bundan sonra yaşananlar .

ben senin kaçak bakışlarına
susan sözcüklerine alıştım .
bütün aşkların boğazını kestim ardı arkası kesilmeyen sevgilerde.
doğmamış bir çocuk hayattan nasıl korkuyorsa
öyle korkuyorum senden .
ve git artık bana kendini sevdirmeden .

ben başka bir  kıtanın akşam üstü serinliğinde
ıslak bir rüzgarla sana savrulmuştum.
şimdi aynı rüzgar seni benden ayırıyor
haydi kutla bunu
artık burada senin için gözlerime yağmur yağmıyor.
artık bu şehirde kadınlar kanayan dudaklarını gizlemiyor.
artık burada kadınlar kırmızı ruj sürmüyor.

7:15 a.m.

Yine,yeni bir gündeyim
Ve yine bu günüm sensin
Bugün seni seviyorum
Yanında uyanıyorum
Bakıyorsun
Gözümden seni akıtıyorum
Görmüyorsun.

Bugün benimsin
Bu gün bensin.
Seni bugün seviyorum
Ama yarın benimle olma
Lütfen benimle uyanma
Göz yaşlarımı göremezsin
Bu yüzden yarın benim olma
Yarın uyandığımda
Baş ucumda bulmayayım seni
Aklıma gelme sonra
Ağır koyu bir havada
Sevmeme izin verme seni..

Git önce kendini götür.
İmkansızlığını sevdirme..
Bugün kaybedeyim seni
Yarın geri gelme..
Uyanma sabah 7 yi çeyrek geçe
Düşüncelerimin içinde

Sen göz yaşlarımı görmedin
En güzel bitişin olsun bende.
Yarın uyanma benimle..

Giderken önce kendini götür
İmkansızlığını sevdirme.

once upon a time,when i was child.

Küçücük bir oda burası
Ben kaldım..
Oda değil bana ait.
Eşyalar bensizlik kokuyor.
Kırmızının feri kaçmış , turuncu kokuyor.

Palas pandıras çöktüm metruk koltuklara
Ve gözyaşıma yansımaya başladı
Bir kısa film
Oynuyoruz göz yaşımda birlikteliği
Dinlemiyor kimse beni
Dünya durmuş o an
Zaman pes demiş düşün,
Düşüşlerime sen sebepken
Aynı zamanda beni toplarken
Film birlikte oluşu işliyor
Hepsi bir aşkın halet-i ruhiyesini anlatıyor
İronik.

“Küçücük bir kadınsın sen!”
( sarılışlar görüyoruz bir boyun mesafesi )
Seni içmek yüksek derece bağımlılık yapardı
Gözlerinde miligramlarca zifir…
Başladım solumaya
Dönencelerimi buzlar kapladı.

Sonra içimde bir kadın olduğunu anladım
Çatışmaya başladık,
Ben değil o seni kendine etti aşık.
Onun gibi öpüşmeyi bilmiyordum ben.

Ne istediğini bile bilmedin,kadın ağladı
Yalnızlığından ürküyorsun ama günahkar kalıyorum içimde
Sevgin ellerimi ceplerine sakladı.
Ait olmayan eşyalarla bir evde yalnız kalakaldım.
Şimdi olur olmaz zamanlarda gel diyorsun
Bu kadar uzakken nasıl geleyim ?

Yalnızlığım beni o kadar özgür kıldı….


Şimdi bir masanın üzerine attım zarımı
Ellerinin üstüne bir parça bıraktım.
Haberin bile olmadı
Ruhun bile duymadı
Kendimi kendime anlatır oldum
Sana yeryüzü tanrım derken , koşulsuz taparken.

Midemiz bulandı bundan,
Seni oyunun ağır kuralları
Beni zar tuttu.

Ben yürüdüm sensiz başıma bir hayalin içinde.

Bir Ankara Trajedisi - 1978

Yetmişli yılların film arşivlerinden alıntı gözlerim var benim
Her şey gri , yollar gibi.
Ve ben her sabah gözlerim o yolda;
Asfalt siyahı
Derin bakışlı
Gözlerimi bitiriyorum .
Gözlerim bitiyor, yollar bitmiyor.

Kalbimde yokluk korkusu var
Burnumda yalan kokusu
Oyun içinde oyun
İçlerinizde ihaneti gördüm
Gözlerimi oyun !

Kızıl gözlü adamlar
Gözlerimi çaldılar
Beni saçlarımdan vurdular.
Kıpkırmızı gömüldüm.
Yaşamına yaşadıklarımı böldüm o an
Bölüm on altı ,
Kalan : Aşk.
Bize aşk kaldı,bölündük .

İstiridyelerden bozma kalp kapakçıklarım kırıldı
Ve ben bozkır şehirlerden ülkeler yaptım sonra
Saatimin akrebiyle yelkovanını çalmışlar
Hiç bilemedim zamanı
Çok mu geç kaldım sevgilim ?
Rengarenk mi artık filmlerin ?
Zamanımızı çalmışlar
Gözlerimi de çaldılar .

Küfürlerden küf tuttu dudaklarım
Tekrar tekrar tadına baktığım yaşanmışlıklarıma tükürmekten
Yosun tuttu damağım.
Oysa yaşanmışlıklar
Yalan-mış.

Ben yalanlar yedim sevgilim
Midem kurtlandı
Yalanları hep
Nefret kusarak ödedim ben
Tatlı düşlerim hep dişlerimi çürüttü
Düşlerimi çektiler sevgilim
Saçlarımdan gömdüler beni.

Oysa yüzün eskimeye yüz tutmuş sevgili
Yaşamak kokan
Yaşlanmaktan korkan.
Senin yıllarından rakamları da ben çalacağım şimdi.
Bilinmeyen zamanları tüketeceğim…
Ama sen yine de tut elimi
Kem gözleri göremeyen kör gözlerim var benim
Bilirsin , göremesem de hissederim
Düşlerimden tut ,sürükle
Büyüt ölü bebeklerimi.