Fotoğraf: Umay Umay

15 Şubat 2011 Salı

Küçük

Bilsen,
Bilsen toprakla su bile kıskanıyor gözlerinle gülüşünün yakışmasını
Sesindeki tiz büyüyü…
Çok sesli bir anlatıma sahip aşk..

Bense kendimi astım bulutlara
Dünyayı ayaklarımın altından ittim
Boynumda ilmek ilmek sen.
Boğazıma bir şiir düğümlenmiş,hıçkıramıyorum!
Çıkaramıyorum ağzımdan baklayı,
Sen silmediğim makyajım suratımda
Ellerinde eldivenlerle yüzümü sevmeyi daha ılık buluyor
Ve bundan gocunmuyorken,
Sana aşk diyemiyorum
Adem elmana takılmış aşkı , nefesimle alamıyorum.

Ama bilmiyorsun sen
Parmaklarına en çok benim parmaklarım yakışır mesela
Yada önemli değil bir halka geçirmen baştan 4. parmağıma
Altın parmakların dolansın ellerime..
Anlıyor musun?

Düğümlenmiş şiir ağlıyor kağıtlarda şimdi.
Ve ben gülüşünün ısıtamayacağı kutup görmedim
Ben kutupaltı iklimlerde
Ben tundralarda
Ben çöl iskelelerinde sevdim seni.
Ve şimdi ben
Karlarda boğulurcasına,
Yağmurda yanarcasına
Sözcüklerle muharebelerde…
Sen suskun ve şaşkın..

Hepsi seni anlattığım bir müsvedde hayat parçası
Benim kaderi bozuk içli kız hüzünlerim var
Tutmuyor yaşım kalbinde iki tek atmaya.
Söylesene kaç sende aşkın kimlik yaşı?
Avuçlarımda gözyaşları taşıyorum
Tüysiklet kalbine…

Ve şimdi  kolumda bir mor kelebek senden kalan
Korkunç ve ölümsüz
Kanın sıcaklığında dudaklarımdan düşmüş misal,
Bir iblisin ölmeden önceki son sözüne benziyor.
İlmek ilmek bulutlar,yükseliyoruz..

Sarmasarışık anılarım
Beni sorduğun uçan kuşları da dün azad ettim .
Yaktım sigaramı içtim dertlerimi
Ağlamaya iki kala
Ölmüş çocuklarımız bizim
Ve şimdi benden mendil satan çocuklara yardım etmemi istiyorsun
Ağlatıyorsun!
Yapma….
Tanrım! Yağmur yağdır ölü çocuklarım üstüne..

Bu kadın da kim?
Bana adını sayıklayan yabancı sen misin ?
Erkeğim , erkeğinde ruhu satılmışı olur.
Sen bensizliğe ruhunu sattın;
Hüviyetim tutmadı , kimlik resimlerim tutmadı özlemine
Ben bu aşka biraz yenik biraz yanık biraz minik kaldım
Seni  yazamam artık şiirlere.
Şair kokmuyor artık dudaklarım.

21.yy

bu yüzyılda aşk başkadır.
21. yüzyılda aşk da yoktur zaten.

herşeyimi o kadar çok verdim ki
artık herşeyden vazgeçtim..
seni seviyorum cümlesinin
sadece şarkıların sözü olduğunu anlamam için
yere düşmeme ne kadar kaldığını öğrenmek için
kollarından mı düşmeliydim adam ?

kanatlarım olmasa da meleğin olmak istemiştim..
her çocugun bir meleği,
her kadının bir ölümü olurdu benim hayatımda..
ben hep ölen meleğin olmakla mı yetinmeliydim senin gözlerin dolana kadar
gözlerin doldukça boğuldum ben gözyaşında.
benim hayallerim bedava.
hadi yak ozaman
bu kadar acı çekme
bırak kurtul o zaman..
küçük bi çocuk gibi
tabanların aşınana kadar kaç o zaman..

o zaman anlayacaksın ..
ben bu kadar önemsiz miyim?
avuçların kanayacak .. ellerimi özlemeyecek misin?

tanrım her biriniz o kadar farklısınız ki , farklarınız bile aynı artık..
ve her biriniz başka yerlerde başka zamanlarda
farklı izler bırakacaksınız
bırakın .
başka birşeye yaramaz bundan sonra yaşananlar .

ben senin kaçak bakışlarına
susan sözcüklerine alıştım .
bütün aşkların boğazını kestim ardı arkası kesilmeyen sevgilerde.
doğmamış bir çocuk hayattan nasıl korkuyorsa
öyle korkuyorum senden .
ve git artık bana kendini sevdirmeden .

ben başka bir  kıtanın akşam üstü serinliğinde
ıslak bir rüzgarla sana savrulmuştum.
şimdi aynı rüzgar seni benden ayırıyor
haydi kutla bunu
artık burada senin için gözlerime yağmur yağmıyor.
artık bu şehirde kadınlar kanayan dudaklarını gizlemiyor.
artık burada kadınlar kırmızı ruj sürmüyor.

7:15 a.m.

Yine,yeni bir gündeyim
Ve yine bu günüm sensin
Bugün seni seviyorum
Yanında uyanıyorum
Bakıyorsun
Gözümden seni akıtıyorum
Görmüyorsun.

Bugün benimsin
Bu gün bensin.
Seni bugün seviyorum
Ama yarın benimle olma
Lütfen benimle uyanma
Göz yaşlarımı göremezsin
Bu yüzden yarın benim olma
Yarın uyandığımda
Baş ucumda bulmayayım seni
Aklıma gelme sonra
Ağır koyu bir havada
Sevmeme izin verme seni..

Git önce kendini götür.
İmkansızlığını sevdirme..
Bugün kaybedeyim seni
Yarın geri gelme..
Uyanma sabah 7 yi çeyrek geçe
Düşüncelerimin içinde

Sen göz yaşlarımı görmedin
En güzel bitişin olsun bende.
Yarın uyanma benimle..

Giderken önce kendini götür
İmkansızlığını sevdirme.

once upon a time,when i was child.

Küçücük bir oda burası
Ben kaldım..
Oda değil bana ait.
Eşyalar bensizlik kokuyor.
Kırmızının feri kaçmış , turuncu kokuyor.

Palas pandıras çöktüm metruk koltuklara
Ve gözyaşıma yansımaya başladı
Bir kısa film
Oynuyoruz göz yaşımda birlikteliği
Dinlemiyor kimse beni
Dünya durmuş o an
Zaman pes demiş düşün,
Düşüşlerime sen sebepken
Aynı zamanda beni toplarken
Film birlikte oluşu işliyor
Hepsi bir aşkın halet-i ruhiyesini anlatıyor
İronik.

“Küçücük bir kadınsın sen!”
( sarılışlar görüyoruz bir boyun mesafesi )
Seni içmek yüksek derece bağımlılık yapardı
Gözlerinde miligramlarca zifir…
Başladım solumaya
Dönencelerimi buzlar kapladı.

Sonra içimde bir kadın olduğunu anladım
Çatışmaya başladık,
Ben değil o seni kendine etti aşık.
Onun gibi öpüşmeyi bilmiyordum ben.

Ne istediğini bile bilmedin,kadın ağladı
Yalnızlığından ürküyorsun ama günahkar kalıyorum içimde
Sevgin ellerimi ceplerine sakladı.
Ait olmayan eşyalarla bir evde yalnız kalakaldım.
Şimdi olur olmaz zamanlarda gel diyorsun
Bu kadar uzakken nasıl geleyim ?

Yalnızlığım beni o kadar özgür kıldı….


Şimdi bir masanın üzerine attım zarımı
Ellerinin üstüne bir parça bıraktım.
Haberin bile olmadı
Ruhun bile duymadı
Kendimi kendime anlatır oldum
Sana yeryüzü tanrım derken , koşulsuz taparken.

Midemiz bulandı bundan,
Seni oyunun ağır kuralları
Beni zar tuttu.

Ben yürüdüm sensiz başıma bir hayalin içinde.

Bir Ankara Trajedisi - 1978

Yetmişli yılların film arşivlerinden alıntı gözlerim var benim
Her şey gri , yollar gibi.
Ve ben her sabah gözlerim o yolda;
Asfalt siyahı
Derin bakışlı
Gözlerimi bitiriyorum .
Gözlerim bitiyor, yollar bitmiyor.

Kalbimde yokluk korkusu var
Burnumda yalan kokusu
Oyun içinde oyun
İçlerinizde ihaneti gördüm
Gözlerimi oyun !

Kızıl gözlü adamlar
Gözlerimi çaldılar
Beni saçlarımdan vurdular.
Kıpkırmızı gömüldüm.
Yaşamına yaşadıklarımı böldüm o an
Bölüm on altı ,
Kalan : Aşk.
Bize aşk kaldı,bölündük .

İstiridyelerden bozma kalp kapakçıklarım kırıldı
Ve ben bozkır şehirlerden ülkeler yaptım sonra
Saatimin akrebiyle yelkovanını çalmışlar
Hiç bilemedim zamanı
Çok mu geç kaldım sevgilim ?
Rengarenk mi artık filmlerin ?
Zamanımızı çalmışlar
Gözlerimi de çaldılar .

Küfürlerden küf tuttu dudaklarım
Tekrar tekrar tadına baktığım yaşanmışlıklarıma tükürmekten
Yosun tuttu damağım.
Oysa yaşanmışlıklar
Yalan-mış.

Ben yalanlar yedim sevgilim
Midem kurtlandı
Yalanları hep
Nefret kusarak ödedim ben
Tatlı düşlerim hep dişlerimi çürüttü
Düşlerimi çektiler sevgilim
Saçlarımdan gömdüler beni.

Oysa yüzün eskimeye yüz tutmuş sevgili
Yaşamak kokan
Yaşlanmaktan korkan.
Senin yıllarından rakamları da ben çalacağım şimdi.
Bilinmeyen zamanları tüketeceğim…
Ama sen yine de tut elimi
Kem gözleri göremeyen kör gözlerim var benim
Bilirsin , göremesem de hissederim
Düşlerimden tut ,sürükle
Büyüt ölü bebeklerimi.

27 Ocak 2011 Perşembe

Ne Kadar Eksik,O Kadar Yarım


Az sonra kırılacak;içimde olan ne varsa..
1.

...
En yarım yerimden yakaladın beni,
Hadi şimdi tutun ,kırılan vicdanımdan uzanan parmağıma
Ve yükseleceğiz göreceksin; inan bu dilimizle ıslattığımız tutkumuzla.

...
En yarım yerinden yakaladım seni,
Soruları sevmezsin , vazgeç yanıtlarımdan.
Biliyorum anlamsızlaşacak dudaklarımda herşey.
Geçmişten geleceğe kadar sarıl bana , hadi! Korkusuzca!
Acıtmadan kazıyacağım bedenine kendimi,sancısızca.
2.
...
En yarım yerimizden yakaladı zaman bizi,
Her zamanki gibi en yanlış doğrularımızla.
Uyuyamadık belki,uyanırsak biterdi.
Eksik kalan ne varsa tamamlanır bir gün belki.
Bir otel odası , biraz loş ışıkta ;
Beyaz bir gömleğin tenimle buluşmasıyla
Yarım yamalak bir hayal kurulurdu,çift kişilik yatağın tek kişilik kısmında.
8.
...
En yarım yerimden yakaladın beni,
Ufacık ağzının bir köşesinde sıkıştırdın.
Hadi boşver öteki - berikini , sokul yanıma;
Ilık ılık esen teninin musonuyla.
Aşk çok kısa bir kelime boşver sen iyisi mi ikimizi de yorma
Şimdi koy kendini eksik kalanıma;
Göreceksin,çok yakışacağız anlatamadığımız yalnızlığımıza.

20 Ocak 2011 Perşembe

Belden aşağı

Yoktan seçmeli bir ayrılık sonucu tek bir cevapla soluğunu kaybetmiş gibi acımasızca duruyor karşımda .
Ateşler içinde geçen ömrün ardından küle dönmüş bir inanç...

Ve hissizleşen sadece kalbim değil.Ellerim, avuçlarıma kinini saklamış.Avcumun içini kimse göremez.

Ve kim öğretti şimdi bana bu yalnızlığı?
Kimden duydum da inandım bu "hepsi aynı" hikayesine.
Başıma gelenlerin sorumlusu kimdi ve kim karar verdi onyedi yaşın büyütülmek için yeterli olduğuna.

Dönüp yaramı okşadım.Hangi yüce tanrı yaratmıştı bu vazgeçmişliği,artık sevemiyorumları ?Hangisiydi bunu yaratma gücüne sahip olan?

Yaşamak saydıkları rengarenk yerlere, son sigaramdan ciğerime yadigâr kalan balgamı boşalttım.Artık ne içtiğimin önemi yoktu kahkahalarıma bile tütün basarken.Tıpkı sadakâtin ihanet sayıldığı yerlerde olduğu gibi , inancımı kahve bardağımın içine attım.Son sigaramı söndürecek yer bulamadığımda yaptığım gibi.

Yatağın en sol tarafı boş kalacakken,nasıl inanmalıydım artık?

Biliyordum,nereye gidersem gideyim ve ne kadar anlatırsam anlatayım kendime,benim bile dokunamadığım o yer hep ıslak kalacak.Ben bile gidemiyorken oraya , benimle gelmeyi aklına getirme.
Büyümek istemezdim inan yaşım da tutmuyor zaten büyümeye.Ne ben inanabilirdim bundan sonra , ne de şarkıda geçen bir cümle inandırabilirdi beni artık."Tam da benim hikayem için yazmış sanki" denilen her şarkı; bir bıçak gibi kesti soluğumu bir gün.Ve ben o gün vazgeçtiğimi farkettim işte,acımasızca belirirken yaşanmışlıklar önümde...

Başıma gelenlerin tek sorumlusu benim diyerek bile inandıramam artık kendimi . İyi ki inancım bitti , ya da vazgeçmek zorunda bırakıldım.

...

Sen ise yağmur yerine yağan gökkuşağı gibi renki,vurup durmaktasın odamın penceresinden,fırlayıp çıktığın gibi yaramın hayaletinden.Karardı artık gözüm,sadakâtimin orospu muamelesi görmesi yüzünden.
Ve inancım gibi seni de fırlattım , bilmemkim tanrısının belden aşağı yerinden.