Fotoğraf: Umay Umay

6 Aralık 2010 Pazartesi

Babalar her zaman haklıdır.

Babam her laf yarışında , bana yenildiğinde
"Sağdan ilerle,cüzdan bulursun yavrum" derdi.

Ben soldan ilerledim.
Seni buldum.

Oysa ki babalar her zaman haklı çıkar.
Gittiğinde bunu bana teyid etmiş oldun.

Biliyorsun


Bir gün,
Tıpkı kuyruğuna basılmış bir köpek gibi
Can acısıyla arayacaksın beni.
Terk edişindeki haksızlığının bana verdiği yetkiye dayanarak
Yerinden sökeceğim acımasız yüreğinle,anlayışsız beynini.
Kanlar , acılar , pişmalıklarla baktığın gözlerimle,
Bir kez daha anlatacağım sana yenilgini.


Kahpe kelimesini aşıladığın bedenimle,
Bir kez daha aşık edeceğim seni ,benliğime .

Polyanna Bile Üzüldü


Sormayan gözlerle etrafa bakıyorum
Aşkı öldürmeden,bir kez olsun vazgeçmeden.
Ve acıların tek iyi yanıyla yürüyorum ,
Tecrübelerim.
Yaşadıklarım , ben ve ceplerimdeki şekerlerle
Gözümde kalan son damlayı ,
Gülücüğe çeviriyorum.
Çocuklarımın en kötüsü bile terkedip gitmişken beni,
Bir yüreği örtüp dizlerime,büyümeye çalışıyorum.


Ben her ağladığımda,içimdeki yaralılardan biri ölsün istiyorum.
Ama ağlarken ben, Polyanna bile üzülüyor.
Ağlarken ben ; Heidi kırlara küsüyor,ben masallara.
İçimde birileri var,
Her dakika intihar ediyor,ama hiç ölmüyor.


Acının kalbimi ısırdığı yer,
Sinek ısırığı gibi kaşınıyor devamlı.
En fazla o kadar hatırlatabiliyor artık kendini.
Ve takıntı
Zulamda sakladığım tek sigaram gibi ;
O kriz anında imdadıma yetişiyor,ama zarar veriyor bana.
En acı anımda yaramı perçinleyip,bundan sonsuz bir zevk duymamı istiyor.
Tıpkı her ettiğimde annemin kızdığı sahipsiz bir beddua gibi,
Dönüp dolaşıp beni vuruyor.


Dedim ya işte , herşey tam bir sinek ısırığı gibi:
Kaşıyorsak , kaşınıyor.
En yakınımın yüreğinde yer yapan "Çetrefilli " bir güzellik gibi ;
İyisi mi herşey gözyaşımda donsun kalsın.
Beni bende kaybettiren ne varsa içimde,
Onu da kahpetsin .
Çoktan küstüm ben masallara,bu masal da artık bitsin.


Buyursun benim şekerlerimi de , kötü çocuklar yesin.


22 Ağustos 2010 Pazar

REPLİK

Görmezden gelmeye çalıştığımdan değil, hiçbir şey göremediğimden susuyorum.
Sen yaralarını tekrar kanatma diye,
Dilimle yumuşatıyorum onları.
Korkularının becerdiği yaralarımın sızılarıyla besleniyorum.
Hiçbir biçimde içine giremediğim hayatınla;hayatımın içine edişini,
Kendi suçum olduğunu bile bile izliyorum.
Ve birlikte en fazla ilk beş dakikasını izleyebildiğimiz , geri kalanını kendimizin çektiği filmlerin hikayeleriyle,
Sarı duvarlı evine sığınıyorum.
Tam dönüyorum köşeden, beni yüreğimden kaldırıp odana götüren kavşağa;
Sonra ağzımın dolusunca soruyorum kendime:
"Nasıl inanıyorum her seferinde ben bu yavşağa ?!"






Aşk ve geçmeyen yaralar aynı anda hiç bir işe yaramaz gerizekalı.

OTOBİYOGRAFİK PAPATYA FALI

Ben anlamıyorum.
Ve hatta bazen ben hiç anlamıyorum .
Aptallığımdan değil,ten uyuşmazlığından bu anlayışsızlığım.

Benim , herkesin baktığında içinin gittiği memelerim
Akıllara zarar kalçalarım,
Büyüleyen bacaklarım olmadı hiç bi zaman.
Hep hayranlıkla bakılan bi kalbim vardı benim.
Gıpta edilen sevme güdülerim.
Tahrik olmaktan daha kutsal bir "aşık olmak" ım vardı.

Ben hiç anla(t)yamadım da zaten.
Belki de onun anlatma şekli buydu.
Belki bilseydi ; kalbini , kasığından daha hızlı kullanırdı.
Ben artık, onun ne bildiğini bilmiyorum.
Tek bildiğim şey: Eriyordum(k).

Anlayacak mıydı ?
Bunca içilen içkiyi,
Şerefine(!) tüketilen, aynı oranda tükürülen
Okyanuslar kadar biranın ne demek olduğunu,
Sigaramın ilk nefesinde seviyor;
İzmaritinde SİKLEMİYOR! demenin ne demek olduğunu...
Bilmiyorum.

Bilmiyorum be adam.
Benim ellerim üşüyor,gel.
Burnum kanıyor.
Uyduruk peçeteler burnumu acıtıyor.
Gözlerim acıyor
Dilim acıyor.
Ama , en çok da kalbim acıyor.
Bir kere dinle , hadi ne olur.
Ama sarhoş ol , olur mu ?
Ayıkken takmazsan beni en güneş görmeyen yerine, acı olur.
Bil(m)iyorsun zaten , benim en çok kalbim acıyor.

FOTOFLASH BEYLER !

Anlama sorunu olmalı insanın , yüzüme baktığında anlamaması için.
Ya da anlatma kabiliyeti düşük olan mı bendim, bilmiyorum.
"Benimsin" değil , "Seninim" dedim.
Böyle de yürekliydim gerizekalı.

Sırtımın gölgesine sığınarak
Masuscuktan ; acı çekmiş , yıpranmış erkek ayaklarını bırak.
Bir kere olsun gözlerimin içine bakarak konuş.
Her deklanşör sesine , her girdiğin kadraja verdiğin pozları verme
Her alemde , teni beş para etmez
sütun gibi hatunların koynunda attığın bakışları atma.
Bir kere olsun inan , ve dinle.

Bıktım susmaktan , susamaktan .
Sızlamaktan tiksindim.
Yalanlarına kendimi kandırmaktan bittim.
Gerçekten sevilmek mi zararlı sağlığına?
Bu kadar acıklı mı fotoğraflarınla uyumam ?
Ben ikimizin olduğu her cümlenin sonuna,
Bitmesinler diye üç nokta koymuştum oysa.

Düşünüyorum da,
Hani yarıda kesip filmleri , sevişirdik ya;
Yine yarıda kaldı herşey.
Yine de gülümseyebiliyorsun ya , helal !
Böyle de yüzsüzsün işte.

Hadi git kendini kalbimin temeli en boktan aşkından intihar et.
Ben, öldürdüğün yerde gözlerimi kapamanı bekliyorum.
Sen kalbimi becerirken , ben seni sevmemeyi beceremedim.
Ve söktüm resimlerimizi duvarlarımdan orospu çocuğu.
Dudaklarımı resimlerinden söktüğüm gibi.

Baba....

Kalbimi onun odasında unutmuştum.
Babam “gel” diyordu.Kendini daha fazla mahvetmeden gel.
Nasıl geleyim baba?
Gözlerim kör olmuşken beyazı nasıl göreyim?
Beyazın kırmızıdan güzel olduğunu bu gözlerle nereden bileyim _

“aşk yanından yıldırım düşmüş yüreğine kızım,
gözle kaş arasında ölecek gibisin.
Sana ne yapmışlar böyle kızım?
Bir çırpınış kadar nefessizsin…”

Sorma babacığım.
Yüzümü sevmediğin için sen,
Sevdirdiğim için ben suçluyum.
Duymak istediğin koca koca yalanlarsa
Sevmedim onu babacığım…

….

Duyuyor musun,
Neler başarmışız içimdeki senle ..
Ne kadar çok cinayet işlemişim?
Ben ölümlerden mühebbet yerken , zor ilgiler sevgiler sende…

“ani bir yaz yağmuru gibi
ölümü şahadet gibi tenine indirecek gibisin”

ben beni sevenleri yarım bırakamadım baba
belki de bundan parçalarımı topluyorsun cadde cadde..
sokak sokak..
külüm düşüyor sigaramın ucundan.
Ben ona acıkıyorum , ona susuyorum .
Ondan bu suskunluğum var-mış gibi yapmalarım..
Gelinlik deyince kefenimi çıkarıyorum hep dolaplardan…

Arkadaşlarım bana öldükleri tarihin gününü soruyorlar
Korkular bizim-miş baba?Ölüm korkunç mu?

…..

bak benim şarkılarındaki.Karşındaki..Dimdik duruyorum.
Vakarlı bir bakış gözlerimde.Caka satıyorum sana.
Kalbimi odanda unutmuşum.
Asla çalamam zilini…
Çaldıklarını isteyemem.
Oradaki benim , gözlerindeki resim benim
Hayatımı mahveden benim…

….

Bir gün dünyaya bir daha gönderilsem de asla pişman olmayacağım .
Baba! Sormayın artık !
Evliliğin eşiğinde evler yıktım ben bir başıma.
Yangınlarıma yağmur yağdı .
Ah anam…Ah babam…
Bilmiyorsunuz ki.
Kalbimin demir parmaklıklarında bütün fotoğrafların ucu yandı
mektupların ucu yandı
şiirlerin ne suçu vardı ah babam
kalbimin ucu yandı…

….

İçerimin yangını dışarıdan da duyulurmuş.Anladı
Bana bir paket sigara al baba.
Saçlarımdan uzun olsun.