Fotoğraf: Umay Umay

4 Mayıs 2012 Cuma

Kanlı bu masal Derman Abi

...
o dev hisle sen mayıstın ben mayıstım 
herşey ama herşey elele mayıstı 
seni o yüzden bağışladım! 

uzanıp topraktan çıkardın beni 
tozumu sildin, hohladın, parlattın 
ovdun ve okşadın beni 
çıktı içimdeki cin; 
ondan 
-gidecektin, mecburdun, hepsi gibi- 
affını diledin. 

mayıstı.mecburdum. 
seni o yüzden bağışladım!


Derman iskender Över

29 Şubat 2012 Çarşamba

kısa

Acını yazamadığın gün mutlusundur.

16 Aralık 2011 Cuma

Bazı

Bazı günler, diğer günlere nazaran çok daha iyi geçer. O günler, sabah uyandığında, sıcacık bir kahvenin başucunda olması gibidir. Gün olumlu geçer, gülümseyerek başlarsın ve için hep sıcak kalır. O günleri çok severim. Bir de yalnız kahvaltı etmemeyi. 
Bazı günler vardır, bazı günleri unutturur.
Bazen.

TWMYLA

Bir gün, kahve içeceğiz. Ya da en azından ben kahve içeceğim.
Karşıma otur, yanıma değil.
O gün sana bir daha asla neden votka içmediğimi anlatacağım.
Her zamanki gibi acımasız ve suskun bakacaksın.
O konuşmadan sonra ben yine votka içemeyeceğim.
Ve sen ben bunları anlatmadan önce, muhtemelen düşmüş olacaksın: Aşk’a.
Ya da aşktan.

Tanrı'ya Not

Sevgili Tanrım,
Yarattığın insanoğlu mutlaka senden her gece yatmadan önce bir şeyler istiyor.Ev istiyor, araba istiyor, para istiyor, başarı istiyor,sevgili istiyor…Ama bazıları sadece sahip oldukları şeylerden kurtulmak istiyor. Kafasının içinde onu kemirenlerden, içinden bir türlü atamadıklarından kurtulmak. Sana “Tanrım lütfen al bu hissi içimden, beynimi kemiren bu şeyden kurtar beni, girmesin artık rüyalarıma, acı çektirme bana ” gibi cümleler kurarak, çok basit şeyler istiyorlar senden. Sen niye o esnada mesaiyi bırakmış oluyorsun Tanrım? Neden senin yüzünden bazı insanlar mutlu olamıyor acaba? Hayret bir şeysin yahu. Lütfen bak bitanem, canım Tanrım. Ben seni sevdim hep bak. Korkmadım belki senden hiç, ama var olduğunu biliyorum. Sevdim. Beni hasta etme lütfen. Normal insanlar gibi senden her gece aynı şeyi istiyorum, o rüyalar nedir öyle mk? Rüya müya görmek istemiyorum. Ben yine aynı şeyi talep ediyorum senden. Al şunu içimden! Yemin ederim misyonumu ateistleri Tanrı’ya inandırmaya adayacağım, sen yeter ki artık ya bu rüyaları bana bir işaret göndererek açıkla, ya da al görmeyeyim bir daha.
Sincerely yours,
Bir Kul.

11 Ekim 2011 Salı

"O gördüğüm adamı, sen sandım." yalanı bu, bilesin Mayiran.

Yalansız bir iç hesaplaşma gününün Z raporunu alıyorum. Dükkan kapanmıştır.

Ağzımın orta yerindeki mayalı arpa kokusundan tütsü yaptım ,
Az mistik , çok aşık.
Eylül ayında hiç aşık olmadım ben.
Mayiran bir aydı hep , karmakarışık .

Ben bir kuklaysam eğer, ilk sen kokla.
Bu akşam beni çok özlemediğin için bir şarap iç. Asıl en çok buna iç.
Ben hiç aşık olmadım Eylül ayında.
Bol bol üzüm yedim , seni düşündüm. Şarap günahsa, tarifi benim mahzenimdedir.

Çok değiştim ben . Şimdi söyleseler inanmazsın .
Çok gülüp, az sevişen ; kahve suyunca ciğerlerini kaynatan bir kadın oldum .

Günaydın.
Bugün de aklına gelmedim ve bir günü daha vebaladın . Bunun için dudak payı olmayan bir bardakta çay içmeli ve yanan dudağına kızmalısın.

Elbette seni aramayacağım. Özel numaranın nefes dinleten erotik gizemi olmayışım, egonun ensesini tokatlayabilir. Bize kızabilir, bu yüzden onu buzdolabına koymalıyız.
Deliyim ben. Kıskançlık krizlerinin ardındaki sevişmelerin orgazm sigarası gibiyim. Taburemi tekmelerken bile , vazgeçmediğim. Sardığım tütünlere açlığım dinmez benim. Sen kahveme izmarit söndürdün , dudak izlerini saklamak için. Seri katiller temiz çalışmalı , öyle değil mi ?

Kül düşmüş bir suyu içer gibi yudumla bu sabah beni. Günaydın. Duşun altında uyuyorsun , yine mi farketmedin beni ?
Kan sızıyor.Küvete, gidere , logara , denize.
Okyanus kanıyor . Ben de mi kansam ?
Hastalıklı bir ağzın , kendinden emin gülüşüsün sen ;
Zehirli bir yılanın , kâhin olma ihtimali.

Bana deli deme , yüzlere gülen sensin. Bana deli deme , düşürme gardını. Sana inanırlar , samimiyetle sana inananlar olacak. Güldürme beni , beni onlara güldürme .Çok zengin bir adamın , ölümcül kanseri gibi ihtimallerin içimde.

Dur dur! Aynayı kırmadan birşey söyle. Yoksa sevişiriz ve bakışlarıyla bir erkeği durduramayacak kadar amatör bir geyşa olduğumu öğrenirsin.
Dur nefes al ! Sondan başa da yazılabilir kitaplar , eğer acı çekmeyi biliyorsan. Okurken sondan oku hem daha lezzetli . Acıyı öğrenmek için mektubumla kes dilini.

Ben evin tozunu aldım , git ve sahnenin tozunu em şimdi. Kanı beyninde dolaştır. Üzerime sıçrat ve acıtmaktan korkma. Üzüm yerken seni düşündüm. Mayalı meyanlı koku ondan.
Ne dedin ? Beni buldun mu ?! Hay....at gitsin...!

Ve geçip karşıma otuz yılının mahsulünü topla şimdi. Ben hayata çok erkenim. Kaçırıldım. Hayat beni dağa kaldırdı ve defalarca tecavüz etti. Bana acıttığımı söyleme , gerçekten acımıyorum . Ben yaşıyorsam şayet ; otostop çekerken Azrail'in duracağı kadar yetenekli bir geyşa olmayışımdandır.

Sana şefaat edecek bir sevgi bırakıyorum ardımdan ;
Bak içime , ayıl, anla.

19 Eylül 2011 Pazartesi

Kanser Rapunzel

  Kağıdı, kalemi elime almadan da yazabilsem keşke diyorum bu gece. Kağıtlarda ve resmi tutanaklarda herkes yaşayamadığı aşkın adından " Sensizlik" diye bahseder. Hiç anlamadım ben , ne onları ne de kendimi. Ben sensizlikten bahsedemedim, bahsedemiyorum hiç. Keza sensiz kalmadım sanırım , hiç. Seni uyuyup , seni uyandığım günlerim var benim cüzdanımda.Bozdur bozdur , yalanlarını harca.

    Hadi bu gece kaldıralım engelleri dediğimi duyabilsen, koşarak düşersin geceme ; hiç şüphem yok. Gerçekten sensizlikten falan bahsedebileceğim bir şeyler yazabilirdim o zaman . Çünkü sen benim oldukça sensizim ben. "Gidecekmişsin" gülünün , dikeni üzerinde oturuyorum ; dünya o dikenin üzerinde dönüyor çünkü o zaman.

   Beni sevebilmeyi ne çok istediğini biliyorum desem, sana bir yalan borcum olur. İstediğin son şey bile değildi , biliyorum . Ten kaybından öleceksin diyor doktorlar; sen onlara " bizim ten grubumuz farklı" diyorsun . Doğru ; ben zate ten uyuşmazlığı cinayetinde , sırtımdan vurulmuştum . Bir felçliyim artık , ve sen hala hastahanenin pek elektronik yataklarına , keskin bıçaklar yerleştiriyorsun . İşin bitince de bir tanesini karnıma koyacaksın . Gelsen , sevişemeyecek kadar çok şarkı biliyorum artık . İki sırt arası , kanlı bıçak yarası.

   Seninle uyuşmayan tenimizin , başka uyuduğu yerlerde bile dile gelmiyor tadım . Tenimin bütün hayatları kurtarabileceği yerlerde gölgen araya girip , hücrelerimi ekşitiyor. Kurtulamıyorum bu kanserden . Söküp atmak istiyorum , saçlarımı feda ediyorum hatta. Zevkten delirtiyor beni bu tarifsiz "anı yaşa"lar. Çünkü kendimi keşfediyorum , seni sensizlikten feshederken . Ama korkuyorum ;  benden paranoyak bir Rapunzel yarattın. Üstelik kel ve aç karna badem şekerleri yemeye mahkum . Hadi oğlum , hadi yavrum ; hadi bana utanç içinde kelebek yüzmeyi öğret şimdi. Deli gibi kurtulmak istediğim kanserimle sevişirken , misyoner pozisyonda cenaze törenimi izleyelim . Bu sefer ömürlük bir filmde. Biliyorsun , ben iyi bir yazar değilim oğlum ama seni seversem gerçekten , gerçekten iyi sevişir'im .
    Bak oğlum;
   Aşk seni kızıl saçlı bir kadının öpülmeye yaratılmış dudakları gibi bekleyecek ama sen hep o sarışın'la intihar edeceksin. Ah be..ah ! Senin o sarışınla komadan çıkmayı bekliyor birileri.
 ....

Oturdum , kalan saç diplerimden keşkeleri ayıkladım .
Ve senden geriye hiçbir şey kalmadı.